Yedi Erdem ve Dojo

Yazar: Bülent EZEN

Yaptığımız savaş sanatının içindeki güzelliklerini düşündüğümüzde eminim herkes çok şeyler bulacaktır.Bunların bir kısmını dil ile ifade edebilirken belki de çoğu kısmını kalben hissettiğimizden sadece kendi iç dünyamızda yaşarız.Zamanla değişen bir çok teknik ve çalışma tarzı olmasına rağmen bu sanatla uğraşan bizlerin hem fikir olduğu yedi erdem sanırım hiç değişikliğe uğramamıştır.Burada Aikido çalışmalarımızda biz bunları nasıl kullanabiliriz diye kendimize sorduğumuzda şu güzelliklerle cevap bulmaya çalışabiliriz.

Cesaret, bu erdemi açıklamak çok uzun bir izah gerektirir.Ancak biz Aikido da nasıl kullanabiliriz.İlk bize verdiği Aikido çalışmaya karar verebilme ve bu sanata başlama cesaretidir.Yaşımız, mesleğimiz, cinsiyetimiz, kısacası dünya halinde sahip olduğumuz tüm sıfatları bir kenara iterek bu erdemle böyle bir sanata başmak sanırım cesaretin kendisidir. Başladığımız ilk günden itibaren çalışmalarımıza devamlılık sağlayan bu güzel erdem, sanatın içinde yol aldıkça yaşamımızın dojo dışındaki kısmına da güzel yaklaşımlar getirecektir.

Merhamet, bir savaş sanatı içinde ilk bakışta farklı anlaşılabilir.Savaş sanatı yapılan bir alanda peki bize ne sağlar? Çalışma arkadaşımıza teknik yaptığımız anda onu fırlatarak bizden uzaklaştırdığımızda halen bakışlarımızı arkadaşımızın üzerinde yoğunlaştırırız.Savaş düşüncesinde kontrol maksatlı bakış olurken dojo da ise arkadaşımızın iyi olup olmadığını ve düzgün bir şekilde düşüp kalmasına kadar onu gözlememiz merhametin en güzel tarafıdır.Bize yapılan bir atakta ukemizi daha fazla incitme olanağı varken bizim sadece olması gerektiği kadar güç kullanmamız ve kontrol etmeyi seçmemiz merhametin diğer bir güzelliğidir.

Adalet, dojo dışındaki hayatımızda çoğu zaman hepimizin karşılaştığı bir durum.Bunu dojo da bizler nasıl algılayıp kullanabiliriz? Zamanla birçok değişik arkadaşımızla dojo içi ve seminerlerde çalışma imkanı oluyor.Bizim teknik yapmaya başladığımız da hangi sayıda teknik yapmışsak o sayıda da ukelik yapmak dojo da adaletin ilk adımıdır diyorum.Buna dikkat etmeyen sadece kendi çalışmasına önem veren bazı arkadaşlarımız bulunmakta.Bunu normal karşılayıp adalet erdeminin anlaşılmasını güzel bir dille ifade edip çalışmalarımıza uyarlayıp bu erdemin ışığını biraz daha aydınlatabiliriz.

Nezaket, bir savaş sanatının içinde bir başka güzellik.İlk mindere çıkarken verdiğimiz selam, teknik çalışmaya başlamadan birbirimize gösterdiğimiz saygı ve defalarca birbirimizi düşürdüğümüz halde çalışma bitimi güler yüzle verdiğimiz selam başka hangi bir ortamda bulunur.

Doğruluk, hepimiz bu erdemi biliriz ancak ufakta olsa yaşamımız bazı kısımlarında aldırmayız.Dojo da ise çalışmaya başladığımız ilk andan itibaren tekniklerimizi doğrultmaya çalışırız.Ancak bundan önce sanırım ataklarımızın doğru olması gerekli.Bir shomen atağında eğer doğru atağı yapmıyorsam ukemin gelişiminde ona fayda yerine zarar verebilirim.Bir tanto atağını doğru yapmıyorsam ukem hiçbir zaman atağın gerçekçiliğini anlayamayabilir. Ona doğru şekilde olması gereken yere atak yapıp gelişimine öncülük etmeliyim.Ataklarımı ve tekniklerimi doğrulturken bu erdem ile kendimde bulunan diğer hatalarımı da düzeltme yeteneği kazanabilirim.

Sadakat ve Onur, bu güzel iki erdemi de açıklamak çok uzun bir izah gerektirir.Aikido çalışmalarımızda ve dojo içerisinde bize ne ifade eder.Verdiğimiz bir sözü yerine getirmenin ilk adımı sanırım sadakatin ilk basamağıdır. Ufakta olsa bizim dojo içinde bazı soruluklarımız vardır.Bunları en güzel şekilde yerine getirmek bizim için önemli olmalı.Bizi eğitmekte olan hocamızın bizden isteği görevleri zamanında yerine getirmekte bu erdemin içinde yer almaktadır.Çantamızı alıp çalışma yerimizin yolunu tuttuğumuz andan çalışma yapıp geri döndüğümüz ana kadar geçen her an bizim için bir eğitimdir.Bu eğitimde kazandığımız güzel erdemler ile birlikte hayatımızın dojo dışındaki kısmının da daha güzelleşeceğine inanıyorum.Onurlu bir yaşamın temelini oluşturan bu güzel erdemleri hep birlikte yaşamamız dileğiyle yazımı sonlandırmak istiyorum.